Sayfalar

11 Ocak 2016 Pazartesi

Süreyya Bucak'ın mektubu


Süreyya Bucak Amerika'dan bana gönderdiği e-postada, annesi Ayşe İlhan'ın ikinci eşi olan Jeolog Dr. Emin İlhan'ı şöyle anlatıyordu: 


“Annemin ikinci kocası (aslen Avusturyalı) Emin Bey, doktor  jeologdu. Emin Bey'in Avusturyalı ismi, Dr. Erwin Lahn.  Türkiye’de annemle evlenip Müslüman olduktan sonra, ismi Emin İlhan oldu.


Türkiye’ye ilk önce zelzele uzmanı olarak gelmiş.  Maden Tetkik Arama, Türkiye Petrolleri,  Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve birçok bakanlıkta çalıştı senelerce. Bir de Türkçe ders kitabı var, Türkiye Jeolojisi diye ve sayısız makale…


Almanca eserleri, makaleleri de herhalde çoktur.  Bütün jeologlar, bilhassa eskiler, onu muhakkak tanır, hatırlarlar. 30lu senelerin sonunda uzman olarak Türkiye’ye gelmiş, sonra yerleşip kalmış…


Çok iyi bir insandı. O zamanlar Türkiye’nin her köşesini eşek üstünde dolaşmış… Siyah-beyaz (galiba Zeiss makina) çekilmiş fotoğrafları var. Adamcağız sadece kendisi için çekmiş; fotoğraf sanatı yönünden hiçbir değeri yoktur zannederim. Dağlar, taşlar, kasabalar, köylüler, çatlamış binalar… Sosyolojik, jeolojik değeri olabilir. Bazı yerlerin değişik senelerde çekilmiş fotoğrafları var; insan mukayese edebiliyor…

Jeoloji anlayışı çok değişikti. Bizim devlet dairelerinde, üniversitelerde, masaları ofisleri dolduran jeologlara şaşardı. Havalar düzelip yaz geldi mi, fotinleri giyip araziye çıkmak isterdi.  Bizim  jeologlar ise yazlık kamplara, sayfiyeye, denize gitmek isterlerdi. Aralarında değerli jeologlar vardır elbette, fakat genel olarak böyleydi. Onun için çalıştığı bakanlıklarda, diğer kurumlarda Emin Bey’i sevmezlerdi ama değerini de inkâr edemezlerdi. Yani ne yapacaklarını pek bilemezlerdi. Yazdığı düzinelerle rapor raflarda çürüyordur.

Adamcağız çok oldu öleli; fotoğraflar kutular içinde, dolabında duruyor.  Birisi gelip kaldırıp atacak diye korkuyorum. Sizin bildiğiniz bir yer var mı, annem bağışlasın? Onları değerlendirecek bir yer? Üniversiteyi   hiç istemiyorum. Çok sayıda makalesi, kitapları vardı. O öldükten sonra, bir doçent gelmiş; ben bunları tarar, tekrar size getiririm diye bir sürü kupür, kitap, makaleyi almış gitmiş… Gidiş o gidiş… Ne geri getirmiş ne bir telefon etmiş.  Annemin de artık takip edecek hali yok. Demek istediğim, birisi alıp kendine mal etmesin, memlekete faydası olsun... Belki Milli Kütüphane'ye ?..” 


Annemin dayısının oğlu olan Süreyya Bucak Amerika'da yaşıyor. İki üç yıl önce albümlerden ikisini bana göndermişti. Bu blog Emin İlhan'ın değerli çalışmalarından yalnızca küçük bir bölümü kapsıyorsa da bana düşen bu görevi yerine getirmiş olmaktan dolayı mutluyum.

Tamay Açıkel

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder